Yazı Boyutu:
Yapay Zeka, Geçim, Seçim
Artık bilgi çağı içinde hiper kırılmalar yaşıyoruz. Bilgi toplumunda gelişim aritmetik değil, geometrik olarak sürüyor. Bunun en uç örneği yapay zeka. Yakın gelecekte yapay zeka hayatımızın her alanında kendine yer bulacaktır.
Blockchain, Web3, yapay zeka, kuantum teknolojileri, biyoteknoloji gibi dünyayı temelden değiştiren devrimci yenilikler, insanlığın aklını ve yaşam biçimini kökten dönüştürüyor. Herşey ışık hızıyla değişiyor, yeniden tanımlanıyor. Bu çağa ayak uyduranlar yeni dünya düzenini oluşturacak, uyduramayanlar ise yok olup gidecek. Bunun için kehanette bulunmaya gerek yok.
Ne yazık ki, bu tarihi gelişim ve değişim sürecinde, çağdışı bir ideolojiye bel bağlamış, eğitim seviyesi yetersiz, liyakat sahibi olmayan ve vizyonsuz bir siyasi ortamda yaşamaya çalışıyoruz. Sadece iktidar partileri değil, tüm siyasi kadrolar aynı yozlaşmış düşüncenin, aynı liyakatsiz ve anti sosyal yapının yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır.
Uzun yıllardır düşük gelir grubu içinde yer alan insanlar şiddetli geçim sıkıntısı içinde yaşamaktadır. Öyle ki, geniş halk kitleleri sadece karnını doyurabilmek için mücadele etmeye başladı.
Mevcut iktidarın yanlış politikaları ekonomik olarak halkın fakirleşmesine neden olmakla kalmadı, geleneklerimizi, toplumsal bağlarımızı derinden sarstı, kültürel yapımıza ait ne kadar olumlu şey varsa yıktı, kırıp döktü.
Geçim sıkıntısı içinde kıvranan halk değerlerini unutmaya, kimlik olarak çürümeye, umutsuzluğa ve ekonomik karanlığa mahkum oldu. Gençlerimizin geleceğe dair umutları kırıldı. Yetişmiş beyinler ülkeden kaçmak için her yolu denemeye başladı. İktidarda olanlar ise tüm bunları görmezden gelerek ülkenin ekonomik ve sosyal olarak çöküşüne neden oldu.
Milletimize, özellikle gençlerimize sahip çıkmak gerekiyor. Dünya büyük bir kaosun eşiğinde. Bir çok noktada ekonomik çıkarlara bağlı olarak sınırlar yeniden çizilmek isteniyor. İşte bu ortamda ülkedeki kaygan siyasi zeminde siyasiler değişik politikalara tutunup ayakta durmaya çalışıyor. Ama bu kaotik ortamda ülkenin yeni bir siyasi yapılanmaya ihtiyacı olduğu kendini hissettiriyor.
Mevcut siyasi ortamda uzun yıllar iktidarda olanlar artık yeni ve inovatif politikalar üretemiyor. Çalışanlara ve emeklilere hakkı olan ücret ve maaşlar verilmiyor. Enflasyon rakamlarına bağlı olarak yapılan artışlar halkın kayıplarını karşılamaktan çok uzakta kalıyor.
Başta hukuk olmak üzere bir çok alanda yaşanan derin erozyon halkın umutlarını süpürüp götürüyor. İşte bu ortamda iktidarın yaptıkları ve planlı olarak yapacakları hamleler bize erken seçimin kapıda olduğunu gösteriyor.
Konuşmalarında her zaman erken seçim yok deseler de, Kasım 2025 ile Nisan 2026 arasında erken seçim olasılığı giderek yükseliyor. Ancak geçen her gün iktidarın aleyhine işliyor. İktidarın elinde sadece çalışanlara ve emeklilere vereceği zam kozu kaldı. Diğer alanlarda yapmış oldukları çalışmalar neredeyse tükendi. Ancak ücretlilerin kaybı çok yüksek oranlara ulaşmış durumda. Bu kayıpların ortadan kaldırılması ve ekonomik dengenin bozulmadan ileriye götürülmesi şimdilik zor görünüyor.
Türk milleti tarih boyunca zorlukları yenmiş, küllerinden yeniden doğmasını bilmiştir. Önümüzdeki süreçte de bu kaoitik ortamdan kurtulmayı başaracaktır.
"Başarının şartları; bilmek, istemek, cüret etmek ve susmak." (Axel Munthe)
Artık bilgi çağı içinde hiper kırılmalar yaşıyoruz. Bilgi toplumunda gelişim aritmetik değil, geometrik olarak sürüyor. Bunun en uç örneği yapay zeka. Yakın gelecekte yapay zeka hayatımızın her alanında kendine yer bulacaktır.
Blockchain, Web3, yapay zeka, kuantum teknolojileri, biyoteknoloji gibi dünyayı temelden değiştiren devrimci yenilikler, insanlığın aklını ve yaşam biçimini kökten dönüştürüyor. Herşey ışık hızıyla değişiyor, yeniden tanımlanıyor. Bu çağa ayak uyduranlar yeni dünya düzenini oluşturacak, uyduramayanlar ise yok olup gidecek. Bunun için kehanette bulunmaya gerek yok.
Ne yazık ki, bu tarihi gelişim ve değişim sürecinde, çağdışı bir ideolojiye bel bağlamış, eğitim seviyesi yetersiz, liyakat sahibi olmayan ve vizyonsuz bir siyasi ortamda yaşamaya çalışıyoruz. Sadece iktidar partileri değil, tüm siyasi kadrolar aynı yozlaşmış düşüncenin, aynı liyakatsiz ve anti sosyal yapının yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır.
Uzun yıllardır düşük gelir grubu içinde yer alan insanlar şiddetli geçim sıkıntısı içinde yaşamaktadır. Öyle ki, geniş halk kitleleri sadece karnını doyurabilmek için mücadele etmeye başladı.
Mevcut iktidarın yanlış politikaları ekonomik olarak halkın fakirleşmesine neden olmakla kalmadı, geleneklerimizi, toplumsal bağlarımızı derinden sarstı, kültürel yapımıza ait ne kadar olumlu şey varsa yıktı, kırıp döktü.
Geçim sıkıntısı içinde kıvranan halk değerlerini unutmaya, kimlik olarak çürümeye, umutsuzluğa ve ekonomik karanlığa mahkum oldu. Gençlerimizin geleceğe dair umutları kırıldı. Yetişmiş beyinler ülkeden kaçmak için her yolu denemeye başladı. İktidarda olanlar ise tüm bunları görmezden gelerek ülkenin ekonomik ve sosyal olarak çöküşüne neden oldu.
Milletimize, özellikle gençlerimize sahip çıkmak gerekiyor. Dünya büyük bir kaosun eşiğinde. Bir çok noktada ekonomik çıkarlara bağlı olarak sınırlar yeniden çizilmek isteniyor. İşte bu ortamda ülkedeki kaygan siyasi zeminde siyasiler değişik politikalara tutunup ayakta durmaya çalışıyor. Ama bu kaotik ortamda ülkenin yeni bir siyasi yapılanmaya ihtiyacı olduğu kendini hissettiriyor.
Mevcut siyasi ortamda uzun yıllar iktidarda olanlar artık yeni ve inovatif politikalar üretemiyor. Çalışanlara ve emeklilere hakkı olan ücret ve maaşlar verilmiyor. Enflasyon rakamlarına bağlı olarak yapılan artışlar halkın kayıplarını karşılamaktan çok uzakta kalıyor.
Başta hukuk olmak üzere bir çok alanda yaşanan derin erozyon halkın umutlarını süpürüp götürüyor. İşte bu ortamda iktidarın yaptıkları ve planlı olarak yapacakları hamleler bize erken seçimin kapıda olduğunu gösteriyor.
Konuşmalarında her zaman erken seçim yok deseler de, Kasım 2025 ile Nisan 2026 arasında erken seçim olasılığı giderek yükseliyor. Ancak geçen her gün iktidarın aleyhine işliyor. İktidarın elinde sadece çalışanlara ve emeklilere vereceği zam kozu kaldı. Diğer alanlarda yapmış oldukları çalışmalar neredeyse tükendi. Ancak ücretlilerin kaybı çok yüksek oranlara ulaşmış durumda. Bu kayıpların ortadan kaldırılması ve ekonomik dengenin bozulmadan ileriye götürülmesi şimdilik zor görünüyor.
Türk milleti tarih boyunca zorlukları yenmiş, küllerinden yeniden doğmasını bilmiştir. Önümüzdeki süreçte de bu kaoitik ortamdan kurtulmayı başaracaktır.
"Başarının şartları; bilmek, istemek, cüret etmek ve susmak." (Axel Munthe)





