Yazı Boyutu:
Tanık Bahane Kumpas Şahane
Bazı insanlar her şeyin kendi çevresinde döndüğünü, kendileri olmazsa hiç bir şeyin yolunda gitmeyeceğini sanır ve buna bağlı olarak çevresinde kendinden başarılı, kendinden güzel, kendinden akıllı insanları istemez. Eğer böyle birinin varlığını hissederse kıskançlık krizine girer. Bu kıskançlık çoğunlukla hastalık derecesine ulaşır.
Tıp dilinde bu hastalığa Othello sendromu denir. Bu sendrom, kişinin hayatını önemli derecede etkileyebilen bir rahatsızlıktır. Othello sendromunda kişi mantıklı temellere dayanmayan düşüncelere sahip olur ve bu düşünceler zaman içerisinde paranoyaya dönüşebilir. Aydın siyasetinde uzun zamandır bu türden bir kıskançlık ile karşı karşıyayız.
Konuya bir atasözü ile derinlik kazandıralım. “Müflis tüccar eski defterleri karıştırır.” Artık sözedecek hiç bir başarısı olmayanların, eski olayları ve düşmanlıkları durmadan gündeme getirmesidir. Tıpkı, “Çamur at, izi kalsın” sözünde olduğu gibi, kıskançlık krizine girenlerin davranışlarını bize gösterdiği gibi.
Bir süredir yerel basında Ö. Çerçioğlu’nun Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’e karşı kurduğu Kumpas olaylarından söz ediliyor.
Daha önce Aydın Şafak Gazetesi tarafından ortaya atılan kumpas sürecinde, Çerçioğlu tarafından yönlendirildiği iddia edilen bir grubun, Kuşadası'nda belediye personeli, meclis üyeleri ve müteahhitler arasında çalışma yaptığına yer verilmişti. Ankara ve İstanbul’dan gelen iki ayrı ekibin izinli gösterildiği, bunların üst makamlarda Çerçioğlu’nun dahliyle bu kumpas için yüklü paralar dağıtıldığı öne sürülmüştü.
Aydın Şafak haberine göre, Kuşadası Belediyesi’nden yalan beyancı iki tanık bulunduğu, bu şahıslara yalancı tanıklık karşılığı, para teklif edildiği iddia edilmişti. Yine bu kumpas süreciyle bağlantılı şekilde Çerçioğlu talimatı ile bir müteahhidin, Ankara'da hayli yüksek meblağlarda para dağıttığı da aynı haberde yer almıştı. Ayrıca, Özlem Çerçioğlu’nun çevresindeki en şaibeli isimlerden Süha Bayırlı yaptığı açıklama ile Ömer Günel'in tutuklanmasını istemiş ve bu kumpası transferde ön şart olarak masaya sürdüğü aynı haberde yer almıştı.
Kumpas, çaresiz kalan insanların dört elle sarıldığı, insani ve ahlaki olmayan basit bir savunma mekanizmasıdır. Kumpas için sadece yalancı tanık gerekmiyor. Kumpasın çok çeşitli yolları var. Yapılmayan her iş, geciktirilen her olay, söylenen her yalan kumpas çerçevesinde önem taşıyor.
Siz rakibiniz için yalancı tanık, olmayan gizli tanık bulabilir, her türlü iftirayı atabilirsiniz. Çamur atarak kendinize rakip gördüğünüz insanları karalamak isteyebilirsiniz. Ama Ö. Ç. ile Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel arasındaki olay sadece bunlardan ibaret değil.
Ö. Ç. uzunca bir süredir kendi makamına rakip gördüğü Ömer Günel için itibar erozyonu yaratmaya çalışıyordu. Aydın Şafak haberinde yer alan Kumpas iddialarından başka olaylar da vardı.
Kuşadası plajlarından şezlong ve duş gibi donatıların kaldırılması, Atatürk Bulvarı yol düzenleme çalışmasının yarım bırakılması, ilçede temizlik yapılmıyor gibi göstermek için temizlik ekibi gönderilmesi, özellikle Aski yatırımlarının geciktirilmesi, seçimlerde rakip adayların desteklenmesi, rakip partiler üzerinden kumpas kurmaya çalışması iddiaları, CHP Genel Merkezine ve merkezi yönetime şikayet edilmesinin teşvik edilmesi, yapılması gereken tüm çalışmaların ağırdan alınması gibi olaylar da kumpas olarak değerlendirilmelidir.
Tabi bunlar, “Ben gidersem o da gitmeli” düşüncesinin ürünüdür. Siyaset bir bayrak yarışıdır ve bu yarış etik kurallar çerçevesinde olmalıdır. Rakip gördüğünüz insanı karalamak, onun itibarını yok etmek için insanlık dışı yollara başvurmak aciz insanların davranışı olarak görünmektedir. Siyasi özelliği olan insanlar bu tür davranışları göstermeden önce empati yapmalı ve aynaya bakmalıdır. Sizin gösterdiğiniz olumsuz yaklaşım ve kötü enerji gün olur size geri döner. Hele hele, CHP’de iken kendine karşı kumpas kurulduğunu ortaya atıp bununla ilgili kitap yazacağını söyleyen birine kumpas kurmak hiç yakışmıyor.
“Bir adamın ölçütü, güçle ne yaptığıdır.” (Platon)
Bazı insanlar her şeyin kendi çevresinde döndüğünü, kendileri olmazsa hiç bir şeyin yolunda gitmeyeceğini sanır ve buna bağlı olarak çevresinde kendinden başarılı, kendinden güzel, kendinden akıllı insanları istemez. Eğer böyle birinin varlığını hissederse kıskançlık krizine girer. Bu kıskançlık çoğunlukla hastalık derecesine ulaşır.
Tıp dilinde bu hastalığa Othello sendromu denir. Bu sendrom, kişinin hayatını önemli derecede etkileyebilen bir rahatsızlıktır. Othello sendromunda kişi mantıklı temellere dayanmayan düşüncelere sahip olur ve bu düşünceler zaman içerisinde paranoyaya dönüşebilir. Aydın siyasetinde uzun zamandır bu türden bir kıskançlık ile karşı karşıyayız.
Konuya bir atasözü ile derinlik kazandıralım. “Müflis tüccar eski defterleri karıştırır.” Artık sözedecek hiç bir başarısı olmayanların, eski olayları ve düşmanlıkları durmadan gündeme getirmesidir. Tıpkı, “Çamur at, izi kalsın” sözünde olduğu gibi, kıskançlık krizine girenlerin davranışlarını bize gösterdiği gibi.
Bir süredir yerel basında Ö. Çerçioğlu’nun Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’e karşı kurduğu Kumpas olaylarından söz ediliyor.
Daha önce Aydın Şafak Gazetesi tarafından ortaya atılan kumpas sürecinde, Çerçioğlu tarafından yönlendirildiği iddia edilen bir grubun, Kuşadası'nda belediye personeli, meclis üyeleri ve müteahhitler arasında çalışma yaptığına yer verilmişti. Ankara ve İstanbul’dan gelen iki ayrı ekibin izinli gösterildiği, bunların üst makamlarda Çerçioğlu’nun dahliyle bu kumpas için yüklü paralar dağıtıldığı öne sürülmüştü.
Aydın Şafak haberine göre, Kuşadası Belediyesi’nden yalan beyancı iki tanık bulunduğu, bu şahıslara yalancı tanıklık karşılığı, para teklif edildiği iddia edilmişti. Yine bu kumpas süreciyle bağlantılı şekilde Çerçioğlu talimatı ile bir müteahhidin, Ankara'da hayli yüksek meblağlarda para dağıttığı da aynı haberde yer almıştı. Ayrıca, Özlem Çerçioğlu’nun çevresindeki en şaibeli isimlerden Süha Bayırlı yaptığı açıklama ile Ömer Günel'in tutuklanmasını istemiş ve bu kumpası transferde ön şart olarak masaya sürdüğü aynı haberde yer almıştı.
Kumpas, çaresiz kalan insanların dört elle sarıldığı, insani ve ahlaki olmayan basit bir savunma mekanizmasıdır. Kumpas için sadece yalancı tanık gerekmiyor. Kumpasın çok çeşitli yolları var. Yapılmayan her iş, geciktirilen her olay, söylenen her yalan kumpas çerçevesinde önem taşıyor.
Siz rakibiniz için yalancı tanık, olmayan gizli tanık bulabilir, her türlü iftirayı atabilirsiniz. Çamur atarak kendinize rakip gördüğünüz insanları karalamak isteyebilirsiniz. Ama Ö. Ç. ile Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel arasındaki olay sadece bunlardan ibaret değil.
Ö. Ç. uzunca bir süredir kendi makamına rakip gördüğü Ömer Günel için itibar erozyonu yaratmaya çalışıyordu. Aydın Şafak haberinde yer alan Kumpas iddialarından başka olaylar da vardı.
Kuşadası plajlarından şezlong ve duş gibi donatıların kaldırılması, Atatürk Bulvarı yol düzenleme çalışmasının yarım bırakılması, ilçede temizlik yapılmıyor gibi göstermek için temizlik ekibi gönderilmesi, özellikle Aski yatırımlarının geciktirilmesi, seçimlerde rakip adayların desteklenmesi, rakip partiler üzerinden kumpas kurmaya çalışması iddiaları, CHP Genel Merkezine ve merkezi yönetime şikayet edilmesinin teşvik edilmesi, yapılması gereken tüm çalışmaların ağırdan alınması gibi olaylar da kumpas olarak değerlendirilmelidir.
Tabi bunlar, “Ben gidersem o da gitmeli” düşüncesinin ürünüdür. Siyaset bir bayrak yarışıdır ve bu yarış etik kurallar çerçevesinde olmalıdır. Rakip gördüğünüz insanı karalamak, onun itibarını yok etmek için insanlık dışı yollara başvurmak aciz insanların davranışı olarak görünmektedir. Siyasi özelliği olan insanlar bu tür davranışları göstermeden önce empati yapmalı ve aynaya bakmalıdır. Sizin gösterdiğiniz olumsuz yaklaşım ve kötü enerji gün olur size geri döner. Hele hele, CHP’de iken kendine karşı kumpas kurulduğunu ortaya atıp bununla ilgili kitap yazacağını söyleyen birine kumpas kurmak hiç yakışmıyor.
“Bir adamın ölçütü, güçle ne yaptığıdır.” (Platon)





