Yazı Boyutu:
Sezarın Hakkı Sezara
Hristiyanlık inancında dört farklı İncil kabul görür. Matta, Markos, Luka ve Yuhanna. Bunlardan Yuhanna hariç hepsinde, "Sezarın Hakkı Sezara" sözü ile ilgili bölümler vardır. Matta özelinden konuyu açıklayalım.
Matta 15. "Bunun üzerine Ferisiler çıkıp gittiler. İsa'yı, kendi söyleyeceği sözlerle tuzağa düşürmek amacıyla bir düzen kurdular."
Matta 16. "Hirodes yanlılarıyla birlikte gönderdikleri kendi öğrencileri İsa'ya gelip, «Öğretmenimiz» dediler, «senin dürüst biri olduğunu, Tanrı yolunu dürüstçe öğrettiğini, kimseyi kayırmadığını biliyoruz. Çünkü insanlar arasında ayrım yapmazsın."
Matta 17. "Peki ne dersin, söyle bize, Sezar'a vergi vermek Kutsal Yasa'ya uygun mu, değil mi?"
Matta 18. "İsa onların kötü niyetlerini bildiğinden, «Ey ikiyüzlüler!» dedi. «Beni neden sınıyorsunuz?"
Matta 19. "Vergi ödemekte kullandığınız parayı gösterin bana!» O'na bir dinar getirdiler."
Matta 20. "İsa onlara, «Bu resim, bu yazı kimin?» diye sordu."
Matta 21."«Sezar'ın» dediler. O zaman İsa onlara, «Öyleyse Sezar'ın hakkını Sezar'a, Tanrı'nın hakkını da Tanrı'ya verin» dedi."
Matta 22. "Bu sözleri duyunca şaştılar, İsa'yı bırakıp gittiler."
İşte böyle, Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek kişilere hakkını vermek, hak edene hakkını vermek anlamlarında kullanılmaktadır.
Siyaset nankör bir sektördür. Bunu en iyi açıklayan söz, "Dün dündür, bugün ise bugün." Bir dönem içli dışlı olanlar, aralarından su sızmayanlar, sarmaş dolaş poz verenler, aynı yolda beraber yürüyenler, aynı çanağa kaşık sallayanlar çıkarları çatışınca kanlı bıçaklı oluyor, tüm kirli çamaşırları ortaya döküyorlar. Yaşasın kötülük.
Bu konuda çok sayıda canlı örneği gördük, yaşadık. Özellikle yerel siyasetteki ayak oyunlarını görünce şaşkına döndük. Önceden prens olanların sonradan neler söylediklerine şahit olduk. Eski yöneticilerin görevden alınınca tavırlarını nasıl değiştirdiğini basından okuduk. Eski daire başkanlarının görevlerinden ayrılınca nasıl davrandıklarını izledik. Hatta ayrı düşen gazetecilerin neler neler yumurtladığını gördük. Eeee, etme bulma dünyası.
Siyaset bu, herkesin bakış penceresi farklı, görüş açıları farklı. Çıkarlar çatışmaya görsün, prens kraliçeyi, abi kardeşini, dost dostunu tanımaz olur, rakip olduklarında gözlerini bile kırpmadan her şeyi yaparlar. Yalan, dolan, iftira.
Daha düne kadar siyam ikizleri gibi ayrılmayan, yedikleri içtikleri ayrı gitmeyenlerin Güney ve Kuzey Kore gibi düşman olabilmeleri trajikomik bir durumdur.
Beraber her naneyi yerken iyi de, neden ayrılınca kötü oluyorsunuz? Hiç mi öz saygınız yok? Şimdi suçladığınız konularda eskiden sizler neler yaptınız? Aynı çanaktan yerken neden sesiniz çıkmadı? Hani haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandı? Yanlışı görünce neden sustunuz?
Buradan arka arkaya sorular yazabiliriz. Unutmadan, yöneticilerdeki şeytani duyguları yanındaki yalakalar oluşturuyor, onları erişilemez ve eleştirilemez duruma getiriyor, sonra kendileri yarattıkları güçten zarar görünce mağduru oynuyorlar. Üstelik önceden bu insanların nasıl olduklarını bildikleri halde. Üstelik bile bile destek oldukları halde.
Geçin bunları geçin, doğru banyoya gidin, aynaya bakın. Elbette bakacak yüzünüz varsa. Tıpkı 2.000 yıl önce olduğu gibi, Sezarın hakkını Sezara verin. Ağlamayı bırakın, biz nerede yanlış yaptık demeyi de unutmayın. Yanlışı gördüğünüz yerde acımasızca eleştirin. Ama, dün iyiyken bugün iftira atmayın.
"İnsanların en kötüsü, birine ayrı, diğerine de ayrı görünen iki yüzlü insanlardır." (Hz. Muhammed Mustafa)
Hristiyanlık inancında dört farklı İncil kabul görür. Matta, Markos, Luka ve Yuhanna. Bunlardan Yuhanna hariç hepsinde, "Sezarın Hakkı Sezara" sözü ile ilgili bölümler vardır. Matta özelinden konuyu açıklayalım.
Matta 15. "Bunun üzerine Ferisiler çıkıp gittiler. İsa'yı, kendi söyleyeceği sözlerle tuzağa düşürmek amacıyla bir düzen kurdular."
Matta 16. "Hirodes yanlılarıyla birlikte gönderdikleri kendi öğrencileri İsa'ya gelip, «Öğretmenimiz» dediler, «senin dürüst biri olduğunu, Tanrı yolunu dürüstçe öğrettiğini, kimseyi kayırmadığını biliyoruz. Çünkü insanlar arasında ayrım yapmazsın."
Matta 17. "Peki ne dersin, söyle bize, Sezar'a vergi vermek Kutsal Yasa'ya uygun mu, değil mi?"
Matta 18. "İsa onların kötü niyetlerini bildiğinden, «Ey ikiyüzlüler!» dedi. «Beni neden sınıyorsunuz?"
Matta 19. "Vergi ödemekte kullandığınız parayı gösterin bana!» O'na bir dinar getirdiler."
Matta 20. "İsa onlara, «Bu resim, bu yazı kimin?» diye sordu."
Matta 21."«Sezar'ın» dediler. O zaman İsa onlara, «Öyleyse Sezar'ın hakkını Sezar'a, Tanrı'nın hakkını da Tanrı'ya verin» dedi."
Matta 22. "Bu sözleri duyunca şaştılar, İsa'yı bırakıp gittiler."
İşte böyle, Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek kişilere hakkını vermek, hak edene hakkını vermek anlamlarında kullanılmaktadır.
Siyaset nankör bir sektördür. Bunu en iyi açıklayan söz, "Dün dündür, bugün ise bugün." Bir dönem içli dışlı olanlar, aralarından su sızmayanlar, sarmaş dolaş poz verenler, aynı yolda beraber yürüyenler, aynı çanağa kaşık sallayanlar çıkarları çatışınca kanlı bıçaklı oluyor, tüm kirli çamaşırları ortaya döküyorlar. Yaşasın kötülük.
Bu konuda çok sayıda canlı örneği gördük, yaşadık. Özellikle yerel siyasetteki ayak oyunlarını görünce şaşkına döndük. Önceden prens olanların sonradan neler söylediklerine şahit olduk. Eski yöneticilerin görevden alınınca tavırlarını nasıl değiştirdiğini basından okuduk. Eski daire başkanlarının görevlerinden ayrılınca nasıl davrandıklarını izledik. Hatta ayrı düşen gazetecilerin neler neler yumurtladığını gördük. Eeee, etme bulma dünyası.
Siyaset bu, herkesin bakış penceresi farklı, görüş açıları farklı. Çıkarlar çatışmaya görsün, prens kraliçeyi, abi kardeşini, dost dostunu tanımaz olur, rakip olduklarında gözlerini bile kırpmadan her şeyi yaparlar. Yalan, dolan, iftira.
Daha düne kadar siyam ikizleri gibi ayrılmayan, yedikleri içtikleri ayrı gitmeyenlerin Güney ve Kuzey Kore gibi düşman olabilmeleri trajikomik bir durumdur.
Beraber her naneyi yerken iyi de, neden ayrılınca kötü oluyorsunuz? Hiç mi öz saygınız yok? Şimdi suçladığınız konularda eskiden sizler neler yaptınız? Aynı çanaktan yerken neden sesiniz çıkmadı? Hani haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandı? Yanlışı görünce neden sustunuz?
Buradan arka arkaya sorular yazabiliriz. Unutmadan, yöneticilerdeki şeytani duyguları yanındaki yalakalar oluşturuyor, onları erişilemez ve eleştirilemez duruma getiriyor, sonra kendileri yarattıkları güçten zarar görünce mağduru oynuyorlar. Üstelik önceden bu insanların nasıl olduklarını bildikleri halde. Üstelik bile bile destek oldukları halde.
Geçin bunları geçin, doğru banyoya gidin, aynaya bakın. Elbette bakacak yüzünüz varsa. Tıpkı 2.000 yıl önce olduğu gibi, Sezarın hakkını Sezara verin. Ağlamayı bırakın, biz nerede yanlış yaptık demeyi de unutmayın. Yanlışı gördüğünüz yerde acımasızca eleştirin. Ama, dün iyiyken bugün iftira atmayın.
"İnsanların en kötüsü, birine ayrı, diğerine de ayrı görünen iki yüzlü insanlardır." (Hz. Muhammed Mustafa)





