Dolar44.5959 TL
Euro52.1683 TL
Sterlin59.9877 TL
Aydın 11.9 °C
Açık

Orta Doğu Bataklığı

  • 0
  • 437
Yazı Boyutu:
Ortadoğu Bataklığı 
Arazisinin çoğunluğu çöl olan bir coğrafyada bataklık ne arasın? 
Bir yerin bataklık olması için suyun olmasına gerek yok, zihniyetin kötü olması yetiyor.  
Osmanlı İmparatorluğu 400 yıl bu coğrafyada hüküm sürdü. Ama nedense Arap toplumu ile Türk toplumu arasında bir dostluk köprüsü kurulamadı. Üstelik bu dostluğu Halifelik bile sağlayamadı.
Falih Rıfkı Atay'ın "Zeytindağı" kitabında bunu net olarak anlıyorsunuz. O dönemlerde orada görev yapan Türklerin hatıralarından da anlıyorsunuz. Bizim gibi, dedeleri orada savaşmış kişilerin duyduklarından da çok iyi anlıyorsunuz. 
Ancak, ne hikmetse Türk olduğunu unutan, Arap sevdalısı ümmetçiler bunun tam tersini anlatıyor. Ama onların anlattıkları masal tadından öteye gidemiyor. 
O ümmetçiler Ortadoğu coğrafyasında dara düşen Filistin başta olmak üzere Arap toplumlarına yardımda hep geri durmuş, üç maymunu oynamıştır. Ümmetçilerinin gösteremediği cesareti hep başkaları göstermiştir. Üstlerine kefen niyetine perde geçirip Filistin için eylem yapanlar evlerinden dışarı çıkamazken, Deniz Gezmiş ve onun gibi devrimciler gidip Filistin'de Siyonistlere kurşun sıkmıştır. Yine devrimci görüşlü bir kadın gidip Filistin'de savaşarak can verirken, kendisini Filistin sevdalısı olarak gösterenlerden çık çıkmadığı gibi bu kadının adını bile anlamışlardır.
Ya da İsveçli bir kızcağız, çocuk yaşında gemiye atlayıp her tür tehdide rağmen Filistin'e yelken açınca onlar sadece oturduk yerden bağırıyorlar.
Tarih, 21 Şubat 1973. İşgalci İsrail güçleri Lübnan’daki Filistin Kurtuluş Örgütü’ne Nahr el Bared tarafından saldırı düzenlediler. İlk şehit edilen, nöbetçilik görevinde olan Ali Kiraz oldu. Bora Gözen de mermileri bitene kadar çatışmış fakat sonrasında şehit edilmişti. Silahı olmayan Kerim Öztürk, Cafer Topçu, Şükrü Öktü, Yücel Özbek ve Ahmet Özdemir üzerlerine atılan el bombası ile öldürüldüler. Daha nice canlar oralarda yitip gitti. 
Son 75 yılda Atatürk'ün dediği gibi, Yüce Türk Milletine "ümmetçilik" dayatmasının fiyasko olduğunu, artık insanların bundan sıkıldığını görüyoruz. 
Biraz tarihe bakalım.
Arap coğrafyasında İslamiyetin yayılışı ile kabileler arası kavga sona erdi. Arap yarımadasında bir tek devlet oluşturmak avantaj sağladı ve İslamiyet hızla yayıldı.
İslamiyet savaşlarla Afrika, Asya'ya doğru hızla yayılırken savaşlardan gelen ganimet oldukça önemliydi. Çeşitli nedenlerle yapıştırıcı vazifesi gören İslamiyet tüm müslümanları, kardeşt yaptı, hepsi birlik içinde hareket etmeye başladı. 
İnançları gereği, müslüman idarecilere boyun eğmek her müminin göreviydi.
İslamiyet bu dönemde üstünlük etiketini oluşturdu. İnsanlar üstünlük etiketi altında kitlesel olarak katılmasını ve birleşmesini sağlamak çok kolay oldu. 
Bu üstünlük hissi, ticaret erbabı tarafından da desteklendi; Müslüman tüccarlar "Din kardeşleri" olarak adlandırıldı.
İlk zamanlar bilime önem veren müslümanlar arasında çok iyi bilim adamları ortaya çıktı, Ortadoğu çağ atladı. Avrupa'daki bir çok bilim adamı ve üniversitesi bu müslüman bilim adamlarının kitaplarından fayda sağlayıp meşhur oldu.
Ama süreç içerisinde şartlar değişti. Uzun yıllar başarıdan başarıya koşup, çok geniş bir coğrafyayı ele geçiren İslam orduları yenildi. Coğrafi keşifler ile ticaret yolları değişti. İslam ülkeleri bu değişim karşısında şaşırıp kaldı. Bilimden uzaklaşıp hurafelere sarıldı.
Ticaret yolunun tam ortasında oturmuşken, güçlü bir orduya sahipken, İslam ülkeleri ve ordusu için üstünlük taslama dönemi sona ermişti. Üstünlük ortadan kalkınca çağa uyum sağlama konusunda sıkıntı yaşadılar. Bilimsel anlamda çalışmalar neredeyse bitti, ganimet gelirleri ve ticaret yollarına bağlı olarak elde edilen gelir tükendi.
Ekonomik üstünlük bitince din ve ahlak konusunda üstün olduklarını söylemeye başladılar. İslam yolunda oldukları için üstünüz dediler. Ama onda da birlik olamayıp sürekli birbirleriyle didişip durdular. Birlik olamayınca küçücük İsrail, ABD'nin desteğiyle Ortadoğu'daki müslüman ülkeleri adeta ipe dizdi, bölgeyi kan gölüne çevirdiler.
Ortadoğu ülkeleri sırasıyla parçalanıyor, insanlar hiç uğruna ölüyor. Çocuklar, kadınlar ve yaşlılar. 
Bunun son aşamasına geçtiğimiz günlerde tanık olduk. İsrail İran içlerinde çok sayıda hedefi vurdu. Bir çok üst düzey askeri ve siyasi kişiyi nokta atışı ile yataklarında vurdu. İran karşılık verdi ama, gönderdiği siha ve füzelerin çoğunu Ürdün kendi hava sahasında yok etti. Evet, Ürdün. İran kendine yönelik saldırılara şimdiye kadar etkili bir karşılık veremedi. Üstelik İslam ülkelerinin önemli bir kısmı neredeyse zil takıp oynayacak. 
Görünen o ki, Irak ve Suriye'den sonra sıra İran'a gelmiş durumda. Ya sonra sıra kime gelecek? Ortadoğu Bataklığı içine hangi ülke çekilip yok edilecek? Bataklık çamuru hangi ülkelere sıçrayacak? Biz siyasi İslam yönetimiyle bu savaşın hangi tarafında yer alacağız? Bekleyip göreceğiz demek gerekiyor ama, beklersek sıra bize gelecektir.
Sonuç olarak; Ortadoğu cephesinde yeni bir şey yok. Savaş, kan ve gözyaşı. Protestolar, timsah gözyaşları, ve gizli yapılan ticaretler. Bakalım daha neler göreceğiz. İki yüzlü siyaset Ortadoğu'yu nereye götürecek?
Biz ne yapmalıyız?
Gecikmeden aslımıza dönmeliyiz. Atatürk ilkeleri çerçevesinde, Misakı Milli sınırlarını korumalıyız. Çünkü, Büyük Ortadoğu Projesi devam ediyor ve yeni hedefte biz olacağız. Emperyalizmin kan emici kolları bizim de kanımızı emmek için bize saldıracak. Ama unuttukları bir şey var, o da Türk ulusunun gücü.
"Savaş kimin haklı olduğuna değil, kimin güçsüz olduğuna karar verir." (Bertrand Russell)
YORUM YAZ
Whatsapp İhbar Hattı