Dolar44.5959 TL
Euro52.1683 TL
Sterlin59.9877 TL
Aydın 11.9 °C
Açık

Allahaısmarladık

  • 0
  • 554
Yazı Boyutu:
Allahaısmarladık
Kasım ayı bize hep Atatürk’ü hatırlatır. 10 Kasım 1938 tarihi, onun aramızdan ayrıldığı tarihtir.
1 Kasım 1922 Saltanatın Kaldırılması ve 1 Kasım 1928 Harf Devrimi ile tarihimizin en önemli dönüm noktaları olmuştur.
Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu İttifak Devletleri’nin yanında yer almış ve mağlup olmuştur. Bunun sonucunda imparatorluğun işgal süreci başlamış ve hatta başkent İstanbul bile resmen işgal edilmiştir.
Dönemin Osmanlı padişahı Sultan Vahdettin bu işgale karşı büyük bir direniş gösterememiş, bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa, 1919 yılında Samsun’a giderek işgalcilere karşı direnen Türk milletini bir araya toplamış ve Kurtuluş Savaşı’nı başlatmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulmuş ve kararlar burada alınmaya başlamıştır.
Saltanatın milli egemenlik anlayışına ters olması, Padişah ve İstanbul hükümetinin milli mücadele yanlısı olmaması, İki başlı yönetimin getirdiği sorunlar, Ankara hükümetinin işgalcilere karşı başarı kazanmış olması saltanatın kaldırılmasına zemin hazırlamıştır. Saltanatın kaldırılması, “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” düşüncesiyle Cumhuriyete giden yolda en cesur ve kararlı adım olmuştur.
1 Kasım 1928 tarihinde ise Harf Devrimi gerçekleşmiştir. Ulusumuzun çağdaşlaşma yolunda attığı en önemli adımlarından biri olan Harf Devrimi, halkın aydınlanma sürecini başlatmıştır. Cumhuriyet düşmanlarının, “Bir gecede cahil kaldık” söyleminin aksine halkın cahillikten kurtulmasının yolunu açan harf devrimi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aldığı cesur karar ile kusa sürede okuma yazma oranı hızla yükselmiştir. 
10 Kasım 1938 tarihi, Atatürk’ün aramızdan ayrılışı ile cumhuriyet tarihinin en kara gününü oluşturmaktadır. Gelin, Gazi Paşanın aramızdan ayrılışına farklı bir pencereden bakalım.
Lozan Barış Antlaşması ile Hatay, Misak-ı Milli sınırları dışında kalmıştır. Atatürk’ün önem verdiği Hatay Sorunu için uluslararası düzeydeki mücadele hiç kesintiye uğramadan 1938 yılına kadar devam etmiş, aynı yıl Hatay ilinde halk oylaması kararı alınmıştır. Atatürk, bu oylamadan önce güvenliğin sağlanması için Türk askerinin Hatay’a gitmesi için yoğun mücadele vermiştir. Bu mücadelenin son günlerinde çok hasta olmasına rağmen asla geri adım atmamış, hasta yatağından Fransa Hükümetine restini çekmiştir. 
Atatürk bu mücadelenin son evresini Savanora Yatındaki hasta yatağında geçirmiştir. Doktorların tüm sözlerini dinlemeyen, Hatay için hasta yatağından mücadele eden ve yürüyemeyecek duruma gelen Atatürk, Hatay Sorunu konusunda istediğini aldıktan sonra Dolmabahçe Sarayına geçmeyi kabul etmiştir.
25 Temmuz Pazartesi gece yarısı, Savanora personeline bile görünmeden, Dolmabahçe Sarayına geçmek üzere, üzerine zor oturabildiği kanepeyle Acar motoruna, oradan bir daha kalkamayacağı hasta yatağına taşınmıştı. Atatürk hasta haliyle görünmemek için tüm ışıklar söndürülmüştü.
O esnada orada bulunan Saldıray ve Yıldıray denizaltılarında bulunan personel güvertelerine çıkmış, Atalarını selamlıyordu. Atatürk’ü taşıyanlar ise hıçkırarak ağlıyordu. Atatürk, denizaltılardan kendisini selamlayan askerleri görünce duygulanmış, kuruyan dudaklarından sadece, “Allahaısmarladık” sözü dökülmüştü. Denizaltılarda bulunan askerler tüm güçleri ile, “Sağol” diye bağırdılar. Bu yolculuk onun son yolculuğu olacaktı, keşke askerlerin dediği gibi sağ olabilseydi.
Milletin yüreğindeki Atatürk sevgisini yok etmek mümkün değildir. 10 Kasım tarihini ara tatile denk getirseniz bile.
“Savaşta Türkiye'yi kurtaran, savaştan sonra da Türk Ulusu'nu yeniden dirilten Atatürk'ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de en büyük kayıptır. Her sınıf halkın O'nun ardından döktükleri içten gözyaşları bu büyük kahramana ve modern Türkiye'nin Ata'sına layık bir tezahürden başka birşey değildir.” (Winston Churchill, İngiltere Başbakanı)
YORUM YAZ
Whatsapp İhbar Hattı