Yazı Boyutu:
Akp İktidarı ve Liyakatsiz Eğitim
Türk eğitim sisteminin içinde yıllarca emek veren bir eğitimci olarak, Türkiye’de 23
yıllık AKP iktidarının eğitim politikalarının ne kadar başarısız olduğunu yakından gördük. Millî Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim
Kurulu tarafından uygulanan niteliksiz ve liyakatsiz politikalar, gençlerimizin sağlıklı eğitim almasını engellemiş, ideolojik yaklaşımlar ve kendi tabanlarına yönelik popülist uygulamalarla eğitimi bir çıkmaza sürüklemiştir.
Sürekli değişen ders içerikleri, zorunlu ve seçmeli dersler üzerine oynanan oyunlar, bir kaç kişinin oyuncağı haline gelen müfredatlar, sistemi bütün olarak ileriye değil gerilemeye sürüklemiştir. Zaten hantallık ve bilimsel olmayan eğitime ağırlık vermek başta olmak üzere türlü hastalıklarla boğuşmakta olan Türk eğitim sistemi, süreç içerisinde yanlış politikalarla içten içe çürümüştür. Küçük dokunuşlarla düzelmesi mümkün olmayan eğitim sisteminin sıfırdan başlayarak, bilimin, liyakatin, inovasyonun ve geleceğin özlemiyle
yeniden inşa etmek artık zorunlu hale gelmiştir.
Gençlerimizi diploma krizinin karanlığından çekip, onları inovasyonun, özgür düşünce ve evrensel değerlerin ışığına kavuşturmalıyız. Böylece, ideolojik yaklaşımdan kurtarıp yaratıcı olmayı hedefleyen bir eğitim devrimi yaratılmalıdır. Bu devrim her öğrenciyi değerli bir noktaya ve en önemlisi onları geleceğe taşıyacaktır. Gençlerde eleştirel düşünceyi oluşturarak, liyakatla yoğrulmuş öğretmenler ve inovasyonla uğraşmayı temel alan üniversitelerle, gençlerimizi
küresel arenada aranır nitelikteki kişiler haline getirmeliyiz. Türkiye’nin geleceği, bu cesur devrimlerle yükselecektir.
Sın yapılan LGS ve YKS gibi sınavların ezberciliği körüklediğini, öğretimin esas alınarak eğitimin yok sayıldığını bize net olarak göstermektedir. Süper sistem olarak adlandırılan Milli Eğitim Bakanlığı bir sınavı bile sağlıklı olarak yürütemeyecek kadar hantallaşmıştır. Öğretmenlerin mesleki gelişimi ihmal edildi, liyakatsiz atamalar ve ötekileştirici politikalar eğitim sistemindeki özgürlüğü ve özgünlüğü yok edilmiştir. Eğitimde kalite, öğretmen niteliğine bağlıyken bu durum göz ardı edilerek kadrolar niteliksiz kişilerle doldurulmuştur. YÖK’ün merkeziyetçi, ayrımcı, kayırmacı ve esnek olmayan yapısı, yükseköğretimi küresel boyutta geri bırakıyor. Bu durumu açıklanan bağımsız sıralama listelerinde acı bir şekilde görmekteyiz. Üniversiteler bu yönetim anlayışı ile, akademik özgürlükten yoksun, bürokrasiye boğulmuş durumda can çekişmektedir.
Ümidimiz yok ama, mevcut iktidar eğitim sistemini ideolojiden arındırılıp eleştirel düşünme ve yaratıcılığı merkeze alan bir eğitim anlayışına sahip olmalıdır. Sınav odaklı sistem yerine nitelikli eğitime yer verilmeli, öğretmen yetiştirme, atama ve terfiler liyakat ve adalete dayandırılmalı, sürekli mesleki gelişim ve kalite zorunlu olmalıdır. Eğitim sistemimiz, ideolojik bir kalıba değil, özgür düşüncenin ve bilimin ışığına uygun olmalıdır.
Son olarak, lise giriş sınavlarında soruların sızdırıldığı iddiaları, sahte diplomalar ve sahte üniversite ünvanları, yurt dışında açılan paravan üniversiteler ve hileli uygulamalar Feto tipi hırsızlıkların halen devam ettiğini açıkça göstermektedir. Ayrıca üniversite giriş sınavlarında onbinlerce kişinin sıfır çekmesi eğitim sistemimizin içinde bulunduğu durumun kötülüğüne en büyük delildir. Zor ama, bu durumun bir an önce düzeltilmemiz, ülkemizin ve gençlerimizin geleceği için bir an önce doğru yolu bulmamız gerekiyor.
“Eğitim, refah anında bir süs, felaket sırasında bir sığınaktır.” (Aristoteles)
Türk eğitim sisteminin içinde yıllarca emek veren bir eğitimci olarak, Türkiye’de 23
yıllık AKP iktidarının eğitim politikalarının ne kadar başarısız olduğunu yakından gördük. Millî Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim
Kurulu tarafından uygulanan niteliksiz ve liyakatsiz politikalar, gençlerimizin sağlıklı eğitim almasını engellemiş, ideolojik yaklaşımlar ve kendi tabanlarına yönelik popülist uygulamalarla eğitimi bir çıkmaza sürüklemiştir.
Sürekli değişen ders içerikleri, zorunlu ve seçmeli dersler üzerine oynanan oyunlar, bir kaç kişinin oyuncağı haline gelen müfredatlar, sistemi bütün olarak ileriye değil gerilemeye sürüklemiştir. Zaten hantallık ve bilimsel olmayan eğitime ağırlık vermek başta olmak üzere türlü hastalıklarla boğuşmakta olan Türk eğitim sistemi, süreç içerisinde yanlış politikalarla içten içe çürümüştür. Küçük dokunuşlarla düzelmesi mümkün olmayan eğitim sisteminin sıfırdan başlayarak, bilimin, liyakatin, inovasyonun ve geleceğin özlemiyle
yeniden inşa etmek artık zorunlu hale gelmiştir.
Gençlerimizi diploma krizinin karanlığından çekip, onları inovasyonun, özgür düşünce ve evrensel değerlerin ışığına kavuşturmalıyız. Böylece, ideolojik yaklaşımdan kurtarıp yaratıcı olmayı hedefleyen bir eğitim devrimi yaratılmalıdır. Bu devrim her öğrenciyi değerli bir noktaya ve en önemlisi onları geleceğe taşıyacaktır. Gençlerde eleştirel düşünceyi oluşturarak, liyakatla yoğrulmuş öğretmenler ve inovasyonla uğraşmayı temel alan üniversitelerle, gençlerimizi
küresel arenada aranır nitelikteki kişiler haline getirmeliyiz. Türkiye’nin geleceği, bu cesur devrimlerle yükselecektir.
Sın yapılan LGS ve YKS gibi sınavların ezberciliği körüklediğini, öğretimin esas alınarak eğitimin yok sayıldığını bize net olarak göstermektedir. Süper sistem olarak adlandırılan Milli Eğitim Bakanlığı bir sınavı bile sağlıklı olarak yürütemeyecek kadar hantallaşmıştır. Öğretmenlerin mesleki gelişimi ihmal edildi, liyakatsiz atamalar ve ötekileştirici politikalar eğitim sistemindeki özgürlüğü ve özgünlüğü yok edilmiştir. Eğitimde kalite, öğretmen niteliğine bağlıyken bu durum göz ardı edilerek kadrolar niteliksiz kişilerle doldurulmuştur. YÖK’ün merkeziyetçi, ayrımcı, kayırmacı ve esnek olmayan yapısı, yükseköğretimi küresel boyutta geri bırakıyor. Bu durumu açıklanan bağımsız sıralama listelerinde acı bir şekilde görmekteyiz. Üniversiteler bu yönetim anlayışı ile, akademik özgürlükten yoksun, bürokrasiye boğulmuş durumda can çekişmektedir.
Ümidimiz yok ama, mevcut iktidar eğitim sistemini ideolojiden arındırılıp eleştirel düşünme ve yaratıcılığı merkeze alan bir eğitim anlayışına sahip olmalıdır. Sınav odaklı sistem yerine nitelikli eğitime yer verilmeli, öğretmen yetiştirme, atama ve terfiler liyakat ve adalete dayandırılmalı, sürekli mesleki gelişim ve kalite zorunlu olmalıdır. Eğitim sistemimiz, ideolojik bir kalıba değil, özgür düşüncenin ve bilimin ışığına uygun olmalıdır.
Son olarak, lise giriş sınavlarında soruların sızdırıldığı iddiaları, sahte diplomalar ve sahte üniversite ünvanları, yurt dışında açılan paravan üniversiteler ve hileli uygulamalar Feto tipi hırsızlıkların halen devam ettiğini açıkça göstermektedir. Ayrıca üniversite giriş sınavlarında onbinlerce kişinin sıfır çekmesi eğitim sistemimizin içinde bulunduğu durumun kötülüğüne en büyük delildir. Zor ama, bu durumun bir an önce düzeltilmemiz, ülkemizin ve gençlerimizin geleceği için bir an önce doğru yolu bulmamız gerekiyor.
“Eğitim, refah anında bir süs, felaket sırasında bir sığınaktır.” (Aristoteles)





